Powered By Blogger
Mimarlık Haberleri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Mimarlık Haberleri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

1 Ağustos 2012 Çarşamba

MÜHENDİS, MİMAR, ŞEHİR PLANCILARI TMMOB`NİN BELİRLEDİĞİ ASGARİ ÜCRETİN ALTINDA ÇALIŞTIRILAMAYACAK


















Mühendis, mimar ve şehir plancıları artık TMMOB tarafından belirlenen asgari ücretin altında çalıştırılamayacak. Mühendis, mimar ve şehir plancılarının düşük ücretle çalıştırılmaları ve alınan ücretin Sosyal Güvenlik Kurumu’na eksik bildirilmesinin önüne geçmek için Sosyal Güvenlik Kurumu ile Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği arasında protokol imzalandı.

TMMOB‘de 31 Temmuz 2012 tarihinde gerçekleştirilen imza töreninde protokol TMMOB Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Soğancı ve Sosyal Güvenlik Kurumu Sigorta Primleri Genel Müdür Vekili Cüneyt Olgaç tarafından imzalandı. Törene TMMOB II. Başkanı Züber Akgöl, Yürütme Kurulu Üyeleri H. Can Doğan, Ayşe Işık Ezer ve TMMOB Hukuk Danışmanı Nurten Çağlar Yakış ile SGK Kayıtdışı İstihdamla Mücadele Dairesi‘nden Yakup Süngü ve Sosyal Güvenlik Uzmanı Abdulkadir Kulu katıldı.

Protokole göre, TMMOB her yıl mühendislik, mimarlık ve şehir planlama alanlarında meslek icra eden disiplinlere ilişkin asgari ücret seviyesi belirleyerek Sosyal Güvenlik Kurumu‘na bildirecek. Mühendis, mimar ve şehir plancıları belirlenen asgari ücretin altında çalıştırılamayacak.

Sosyal güvenlik hakkından yoksun bırakan kayıt dışı istihdam ve emeklilik haklarının eksik tesisine etki eden ücretlerin SGK‘ya eksik bildirimini önlemek amacıyla imzalanan protokolle mühendis, mimar ve şehir plancıların sosyal güvenlik haklarının ihlal edilmesinin önüne geçilmiş olacak.

XL Çatı Koruma Sistemi Hareket Ediyor















Britanya’daki bir alışveriş merkezinin yaklaşık 100 metre uzunluğundaki cam çatısının onarımı için Layher firmasının XL Çatı koruma sistemi kullanıldı. Hafif, kolay kurulabilen ve kötü hava şartlarına karşı etkin bir koruma sağlayan sistem, 40 metreye kadar olan çatı genişliğine izin verdiği gibi estetik görünümüyle de beğeni topluyor.

Onarım çalışmalarının etaplar halinde gerçekleştirilmesi, yaklaşık 35 metre uzunluğunda ve 22 metre genişliğinde hareketli bir çatı koruma sistemi kurulmasında etkili oldu. Az sayıda insan gücüyle çalışabilen bu sistem, sadece inşaatın hızla devam etmesini değil aynı zamanda vincin cam parçalarını çabuk kaydırmasına da olanak tanıyor. Bütün alanın kaplanmaması sayesinde bölümlerin komple sökülüp tekrar takılmasına gerek kalmıyor.

Alışveriş merkezinin işletmecileri için korumalı yapının pek çok ekonomik avantajları bulunuyor. Kolay kurulumu sayesinde, koruma sistemi çok kısa bir süre içinde iskele alınlıklarından kuruluyor ve böylece hava muhalefetinden dolayı oluşacak aksamaları ortadan kaldırıyor. XL Çatı koruma sistemi kumaşının ışığı geçirebilen yapısı sayesinde gün ışığından faydalanılıyor ve ekstra yapay ışıklandırmaya gerek duyulmuyor.

Alışveriş merkezine kurulan hareketli çatı sistemi sayesinde daha az destek iskele kuruldu ve böylece, otopark alanında daha fazla ziyaretçi park yeri oluşturuldu. Alışveriş merkezindeki çalışmalar ise en korunaklı şekilde devam etti.

Layher Çatı koruma sistemleri XL – Avantajları:


  • 40 metreye kadar çatı genişlikleri,
  • Yüksek kar ağırlığı taşıma kapasitesi (yaklaşık. 1,0 kN/m²),
  • Planörlerin çabuk ve kolay giydirilmesi,
  • Bütün Layher iskele sistemlerine uyumu,
  • Hareketli versiyon olarak mümkün oluşu.

31 Temmuz 2012 Salı

Hasankeyf ve Amazon için Küresel Kampanya!

















Hasankeyf ve Amazon için Ortak Kampanya Başlıyor

Rio+20 Dünya Zirvesi’nin hayal kırıklığıyla sonuçlanması sivil toplum kuruluşları ve barajlardan etkilenen toplulukları bir araya getirerek küresel bir kampanyanın doğmasına neden oldu.

Doğa ve insan yaşamında geri dönülmez yıkımlara neden olan büyük barajlara karşı birlikte mücadele etme kararı alan baraj karşıtları ve sivil toplum örgütleri bundan sonra “Damocracy” adlı kampanya altında  

Hasankeyf ve Amazon ormanları için birlikte mücadele edecek. Küresel ölçekte yürütülecek kampanyada Doğa Derneği, Amazon Watch, Rivers International ve çok sayıda Brezilyalı topluluk ile gönüllüler ve dünyanın çeşitli ülkelerinden aktivistler yer alıyor.
















  Büyük barajların durdurulması için dünya kamuoyunu harekete geçirmeyi hedefleyen “Damocracy” kampanyası, aynı zamanda barajların doğaya, kültüre ve insanlara etkisine dikkat çekmeyi amaçlıyor.Dünyanın akciğerleri Amazon’un önemli bir bölümünü tehdit eden Belo Monte ve medeniyetin beşiği Dicle Vadisi‘yle birlikte Hasankeyf’i yok edecek Ilısu Barajı küresel kampanyanın odağını oluşturuyor.















Amazon Ormanları ve medeniyetin beşiği Dicle Vadisi…

Bir avuç kazanç uğruna şirket ve devletlerin, Rio+20 zirvesinde barajları dünyanın önüne “yenilenebilir enerji’’ adı altında “yeşil ekonomi”nin bir parçası olarak sunma niyetinde olduklarını belirten Doğa Derneği Başkanı Güven Eken, “Doğanın ve insan yaşamının geleceğini tehlikeye atan devlet ve şirketlerin yıkıcı baraj politikalarına karşı dünya halklarıyla birlikte mücadele etme kararı aldık. Bu mücadelenin adı “Damocracy” olacak. Dünyanın akciğerleri Amazon Ormanları ve medeniyetin beşiği Dicle Vadisi için pek çok sivil girişim ortak mücadele edecek” dedi.

Taksim ve Cami …

















Görüntünün yahut dokunun bozulması endişesi sadece bir bahanedir ve asıl mesele Taksim’e inşa edilmesi düşünülen yapının “cami” olmasıdır. Murat Bardakçı yazdı.

Taksim konusunda çok yakında uzun sürecek bir meydan savaşı, kıran kırana bir mücadele yaşanacak…
İlk taciz atışını Şehir Plancıları Odası yaptı ve Taksim’e cami projesini iptal isteğiyle mahkemeye götürdü ama İstanbul Birinci İdare Mahkemesi, talebi reddetti. Oda yetkilileri, bazı mimarlar ve aklına esen başkaları birkaç günden buyana mahkemenin kararını eleştiriyor ve “Taksim’e inşa edilecek caminin, meydanın görüntüsünü bozacağını” söylüyor…

Şimdi, işin doğrusunu konuşalım: “Görüntüsünün bozulacağından” endişe edilen Taksim Meydanı sadece İstanbul’un değil, dünyanın en çirkin meydanlarından biridir! Cephesinde AKM dedikleri terkedilmiş bir heyulâ, bir biçimsizlik âbidesi durur; bir köşesinde üçüncü dünya başkentlerinde rastlanan sevimsiz bir otel binası vardır, diğer köşesinde de mezbelelerin arasından roketle kazık kırması tenekeden bir minare gözünüzün bebeğine saplanır. Tarlabaşı tarafında ise daha da beter, bakımsız, yıkıldı yıkılacak yapıların resmigeçidi vardır… Bütün bu çirkinliklerin ortasında da bizim değil, İtalyan bir mimarın, Pietro Canonica’nın eseri olan bir anıt yükselir ve anıtın arka tarafı polislerle, panzerlerle, parmaklıklarla doludur.

Bu meydanda geceleri dolaşmak ise erkeğin tinercilerin, kadının da tacizcilerin dehşetine uğraması ihtimali yüzünden başka bir derttir:…


















TAKSİM VE CONCORDE

Cami inşa edildiği takdirde görüntüsünün bozulacağından endişe edilen Taksim Meydanı işte böyle bir yerdir. Diğer memleketlerin güzellikleri ile nam salmış Concorde, Trafalgar yahut Times gibi meydanları ile genişlik veya estetik bakımından hiçbir şekilde mukayese edilemez.

Taksim’in böylesine çirkin olmasının ise tek bir sorumlusu vardır: Meydanı bu hâle getiren, bütün o şekilsiz binaları diken, mekân varoşlaşırken ağzını açıp tek kelime etmeyen o zamanın mimarları ve şehir planlamacıları! İstanbul’un bir zamanlar çok güzel olan bir başka meydanını, Bayezid’i de katledenler, ortadaki güzelim havuzu yokedip meydanı merdivenli ve ucuz bir mahalle pazarı haline getirenler de yine o mimarlardır.

Ortaya konması hakikaten çok büyük çaba gösteren bu çirkinlikleri görünür kılıp hayata geçirmeyi mükemmelen becermiş olan o devir mimarlarının yeni nesli, yani geçtiğimiz senelerde Beşiktaş’ın da canına okuyup meydanı ucuz işporta cennetine çevirenler, şimdi “dokunun bozulacağı”nı söyleyip Taksim’e cami inşasına karşı çıkıyorlar.

Görüntünün yahut dokunun bozulması endişesi sadece bir bahanedir ve asıl mesele Taksim’e inşa edilmesi düşünülen yapının “cami” olmasıdır.


BİR EYLEM HABERİ

Taksim tartışması daha uzun müddet devam edeceği için cami meselesine şimdiden temas etmeyecek ve ajansların geçen hafta başında verdikleri ama gazetelerimizde pek yer bulmayan bir haberi nakletmekle yetineceğim:

15 Haziran tarihli haberde “…Meydanda düzenlenen eyleme katılanlar ezanın yüksek volümde okunmasını ve cuma günleri camiye sığmayan cemaatin namazlarını cami dışında kılmasını protesto ettiler. Hükümeti camiye izin verdiği ama ezan ile cuma namazı konusunda girişimde bulunmadığı için kınayan eylemciler, bir de imza kampanyası başlattılar” deniyordu.

Eylemin küçük bir grup tarafından Taksim’de yahut ezan sesinden rahatsızlık duymanın şimdilerde pek bir moda olduğu İstanbul’un bir başka semtinde yapılmış olduğunu düşündünüz değil mi?

Hayır! Haber bizim buralardan değil Bulgaristan’dan geliyordu; ırkçı Ataka Partisi tarafından Sofya’da Müslümanlar’a ait tek açık ibadethane olan 1560′lardan kalma Banyabaşı Camii’nin önünde düzenlenmişti.
İki olay arasında farkı da siz bulun…

Çöken Metro İnşaatı ile İlgili Açıklama!


















Mimarlar Odası Ankara Şubesi’nden Çöken Metro İnşaatı Açıklaması

Mimarlar Odası Ankara Şubesi, metro inşaatı yakınlarında kaldırım çökmesi sırasında, kaldırımda yürüyen bir vatandaşın hayatını kaybetmesinden sonra Büyükşehir Belediyesi’nin “Sorumlu değiliz!” açıklamalarına tepkili.

Mimarlar Odası Ankara Şube Başkanı Ali Hakkan, Melih Gökçek’in twitter üzerinden yaptığı “Bizim yapmadığımız yerden biz nasıl sorumlu oluyoruz anlamak mümkün değil.” açıklamasına sert tepki gösterdi. Hakkan, bu açıklamanın doğru olmadığını ve üzücü olduğunu belirterek, “Bir vatandaş hayatını kaybetmiş sorumlusu ben değilim diyor.10 yıldır durmuş bir metro inşaatını devretti. Büyükşehir Belediyesi bir enkaz devretti, Ulaştırma Bakanlığı’na. Bir inşaatın 10 yıldır, sağlıklı bir şekilde kalması mümkün değil. Dikmen Deresi’nin de o güzergâhtan geçtiğini biliyorlar üstelik. Milli Eğitim Bakanlığı’nın yanındaki metronun çökmeyeceğini nereden biliyoruz? Güven içerisinde kaldırımda yürüyemiyor insanlar, açıklama yapılmalı, kesinlikle sorumlulukları var” şeklinde konuştu.

Mimarlar Odası Ankara Şubesi olarak süreci yakından izleyeceklerini belirten Hakkan, şunları söyledi: “Herkes bir suskunluk içerisinde, Ulaştırma Banklığı suskunluk içerisinde, Büyükşehir Belediyesi Ulaştırma Bakanlığı’na devrettim diye suçluyor . Ulaştırma Bakanlığı açıklama yapmalı. 10 yıldır bekleyen bir metro inşaatı var, 10 yıldır dış etkenlere de açık olarak kaldı, enkaz olarak kaldı, 10 yıl süresince, hiçbir denetim ve kontrol olmadan inşaata başlanıyor. Ulaştırma Bakanlığı herhangi bir denetim yapmışsa eğer kamuoyu ile paylaşmadı, bunu paylaşmalı.”

Büyükşehir Belediyesi: “Katkınıza ihtiyaç yok”

Ali Hakkan, Büyükşehir Belediyesi ile hiçbir görüşme gerçekleştiremediklerini, Ankara’daki birçok belediye ile görüştüklerini, görüş alışverişinde bulunduklarını dile getirerek, Büyükşehir Belediyesi Başkanı Melih Gökçek’in önceki tutumlarını da hatırlatarak eleştiren Hakkan, “daha öncesinden görüş bildirmek ve ulaşım konusunda katkı koymayı talep ettik Büyükşehir Belediyesi’nden aldığımız yazılı cevap ise tepkisel olarak, “Ankara Büyükşehir Belediyesi’nin Mimarlar Odası’nın katkısına ihtiyacı yoktur. Mimarlar Odası herhangi bir konuda eğitim arzu ederse, teknik elemanlarımız size bu eğitimi verebilir” şeklinde oldu. Bu yaklaşım ile sonuç görünüyor. Biz her zaman söylüyoruz her konuda meslek odası olarak katkı koymaya hazırız” dedi.